Bisiklet Yaşam Bloğuma Hoşgeldiniz.

Bu blog bisiklet severler için hazırlanmış , ve bisiklete gönül vermiş kişilere yönelik yazılar barındırmaktadır.

22 Haziran 2011 Çarşamba

IV.MURAT GÜRZ VE ZAFER

Bugün sizlere Şimdiye kadar okuduğum en zevkli Tarih romanlarından birinden bahsetmek istiyorum. Oktay TİRYAKİOĞLU‘NUN  GÜRZ VE ZAFER isimli kitabından biraz bahsetmek istiyorum.Osmanlı Tarihçiler için ,herzaman ilham kaynağı olmuştur Osmanlı,esrarengiz saray yapısını korumasıyla herzaman gündem oluşturmuş ,herzaman insanların ilgisini çekmiş konulardan birisidir.
Oktay TİRYAKİOĞLU IV.MURAT Gürz ve zafer romanında Osmanlının, Genç Osmanın başarısız ve sarayın bir o kadarda karmaşık yapısından başlayarak IV.Murat‘ın tahta geçmesine kadar o sancılı evreği çok güzel bir şekilde kaleme almış.Okurken gerçekten bir film izlemekten ziyade , sanki o anda orda olayları yaşıyormuş hissini bana veren nadir kitaplardan biridir.IV.Murat’ın çok genç yaşda büyük sorumluluğu alarak tahta geçmesi, taht sırasında yapılan baskılar ve yeniçeri askerlerinin karmaşıklığı ve halk içindeki problemler, çok net bir şekilde anlatılmış.Aynı zamanda IV.Murat’ın bu karmaşık yapıdan  , zekası ve etrafındaki sadık dostları ile büyük ve meşaketli bir uğraşdan sonra huzura kavuşmasının budenli başarılı bir şekilde kaleme alınması gerçekten Türk okuyucu için büyük bir nimet.

Saltanatının ilk yılları

IV. Murat tahta geçtikten sonra, ülkeyi uzun süre akrabaları ve annesi Kösem Sultan yönetti. Bu süre içinde İmparatorluk anarşiye ve büyük iç karışıklıklara sürüklendi, Safeviler Irak’ı ele geçirdi, Kuzey Anadolu’da isyanlar patlak verdi ve 1631 yılında Yeniçeriler sarayı basarak sadrazam ile birçok devlet yöneticisini öldürdü. Zaten çocukluğu sırasında ağabeyi Genç Osman’ın şehit edilişine tanık olan IV. Murat, tüm bu olayların da etkisiyle çok sert bir mizaca büründü ve yirmi bir yaşından itibâren ülke yönetimini tamamen kendi ellerine aldı.

Mutlak saltanat yılları

IV. Murat ilk olarak, yaygınlaşmış olan rüşvet ve iltiması ortadan kaldırdı ya da en aza indirdi. Annesinin yönetimi altında aşırıya gitmiş olan keyfî harcamalar ile savurganlığı bitirdi. İstanbul’da alkol, tütün ve kahveyi yasakladı[4]. Yasağa uymayanların öldürülmesini emretti. Bazı geceler tebdîl-i kıyafet[5] ile sokaklarda teftişlerde bulundu.

Askerî başarıları

IV. Murat devrindeki en önemli askerî olay Safeviler’e karşı girişilen 1623–1639 Osmanlı-Safevi Savaşları’dır. Bu savaşta Osmanlı orduları, Azerbaycan, Erivan, Tebriz ve Hamedan’ı ele geçirmiş ve son olarak 1638 yılındaki Bağdat Seferi ile 1624′ten beri İran işgali altında bulunan bu şehri yeniden Osmanlı topraklarına katmışlardır. Bağdat’ın fethinin ardından IV. Murat, tarihe geçen o ünlü sözü söylemiştir.
Bağdat’ı almaya çalışmak, Bağdat’ın kendinden daha mı güzeldi ne!

IV. Murat, bu savaşlarda Osmanlı ordularını bizzat kendisi komuta etti ve büyük bir askerî dehâ olduğunu kanıtladı. Sefer sırasında, Anadolu’daki tüm isyanları ve isyan etmesi muhtemel unsurları yoketti. Böylece devlet otoritesi yeniden ve kesin bir şekilde sağlandı. Yerli halk, memnuniyetini göstermek üzere birçok yerel yapıya onun ismini verdi.
Safeviler, kesin Osmanlı zaferi karşısında çaresiz kalınca barış istemek zorunda kaldılar ve 1639 Mayıs’ında Kasr-ı Şirin Antlaşması imzalandı. Antlaşma neticesinde Mezopotamya Osmanlı egemenliğine girdi ve Birinci Dünya Savaşı’na kadar Osmanlı’nın toprağı olarak kaldı. IV. Murat, İstanbul’a döndükten sonra saygın devlet adamlarına, İmparatorluğun eski parlak günlerine dönmesine yönelik ekonomik ve siyasi projeler hazırlanması emrini verdi. Ama hastalığı ve ırsî bir sonuç olan erken ölümü, onun İmparatorluğu dönüştürme fikirlerine ve çalışmalarına engel oldu.

Ölümü

IV. Murat, 1640 yılında İstanbul’da henüz 28 yaşında ölmüştür. Ölüm nedeni üzerine iki ayrı iddia vardır. Batılı kaynaklar sirozdan, Osmanlı kaynakları ise damla hastalığından öldüğünü iddia ederler. IV. Murat, ölüm döşeğindeyken kardeşi İbrahim’in öldürülmesini emretmiştir. Ancak emri yerine getirilmemiş ve İbrahim, onun ardından padişah olmuştur. IV. Murat’ın bu emri vermesinin nedeni, kardeşi İbrahim’in deli olduğunu ve İbrahim’in tahta geçmesi halinde İmparatorluğun büyük karışıklıklara sürükleneceğini düşünmesiydi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder